9 Aralık 2015 Çarşamba

Zıtlıkların Düşmanlığı: Şarkiyatçılık & Garbiyatçılık

Zıtlıkların Düşmanlığı: Şarkiyatçılık & Garbiyatçılık

İnsanoğlu varoluşundan buyana doğayımaddeleri,kendisini hep zıtlıklar üzerindenvar ettiBu kimi zaman dünyayıalgılamak için çok iyi bir metodolurken kimi zaman da kenditopluluğundan olmayanlarüzerinden kendini yaratırkenkarşı tarafışeytanlaşmıştır/düşmanlaştırmıştırŞarliyatçılık ve Garbiyatçılık da bu zıtlıkların üzücüörnekleridir.
Şarkiyatçılık kavramının sözlük anlamı“Doğu’ya ait olan ya da Doğu’yu hatırlatan herşeydir”. 19. yüzyılda gelişen bir bilim dalı olan ŞarkiyatçılıkFransızca “Orientalisme”kelimesinden türemiştirDaha genel bir anlamla Şarkiyatçılık“Doğu ülkelerinin din, dil,tarih ve medeniyetlerini araştıran ilim dalıdır”.[1] Şarkiyatçı (orientalistekelimesinegelince genel olarakDoğu dilleri ve Doğu Bilimleri uzmanı anlamında olup Doğu (Şark)topluluklarının tarihini,dininidiliniedebiyatınıkültürünü ve diğer bazı noktalarınıaraştıran bilim adamı anlamında kullanılmaktadır.[2] Şarkiyatçılık bir entelektüel tavır olarak sadece belirli bir kesim batılıya özgü değildir. Şarkiyatçı yaklaşımı benimsemeyen Batılılar olduğu gibi, onu benimseyen doğulular da vardır.[3]
Bir zamanlar Doğu imparatorları tarafından fethedilmeye çalışılan Batı artık kendisini Doğu’nun kurtarıcısı olarak görmeye başlamıştır. Hindistan, Çin, Osmanlı İmparatorluğu, Arap Yarımadası farklı farklı malzemeleri aynı sonuçları çıkarabilmeleri için şarkiyatçıya sunuyordu. Avrupa’da bir ilim düzeyinde Şarkiyatçılık ile uğraşılır olmuştu. Diğer taraftan gelişmeler aktarılırken Konfüçyüs’ün belirlediği felsefi yaklaşımlar, İbni Haldun’un tarihsel yöntemi ya da İbni Sina’nın araştırmalarının vardığı sonuçlar gibi Doğu’nun üretimleri yok sayılmakta ve tekrar keşfedilmekteydi. “Şarkiyatçılık ilmi” yok sayılanlarla geri ve mistik olanın açıklanmasıyla ilgiliydi.

Edward W. Said'e ve belli başlı eleştirmenlere göre Batı, yarattığı Doğu üzerinden kendini tanımlamaktadır. Bu tanımlama Doğu’yu aşağılayarak gerçekleşir. “James Balfour ve Cromer Earl de bu öteden beri  gelene uyup çeşitli terimler kullandılar. Şarklı mantıksızdır (günahkardır), çocuksudur, “farklı”dır; buna karşılık Avrupalı aklı başında, erdemli, olgun, “normal”dir.”[4] Said, Şarkiyatçılığın nesnel bir bilgi olmadığını; Batı sömürgeciliğinin Doğu üzerinde hegemonya geliştirmek amacıyla oluşturulduğunu vurgular. “Tüm olumlu değerlerin taşıyıcısı olan Batı” Şarkiyatçılar tarafından, olumsuzluklarla boğuşan Doğu'yu kurtaracak güç biçiminde tanımlanır. “Şarkiyatçılığın özü Batı’nın üstünlüğü ile Şark’ın aşağılığı arasındaki silinmez ayrılık ise, Şarkiyatçılığın gelişimi ve sonraki tarihiyle bu ayrılığı derinleştirdiğini, keskinleştirdiğini görmeye hazır olmamız gerekiyor.”[5]

Batı bilimi ya da garbiyatçılık olarak Türkçeye çevrilebilecek olan oksidentalizm, şarkiyatçılık/oryantalizm terimlerinin karşıt anlamlısıdır. Sözlük anlamı olarak occidental kök kelimesinden türeyen kavram, Batılı, Batı’ya ait anlamlarını içerir.[6] “İnanç-ibadet,örf-âdet, tarih, coğrafya, iktisat, siyaset ve sosyo-kültürel olmak üzere bütün yönleriyle Batı’yı araştıran ilim dalı veya Doğu’nun Batı’yı edebî, entelektüel-akademik yazının konusu haline getirme çabası olarak tarif edilebilir. Batı-dışı toplumların oryantalizmin aksine kendi Batı’sını oluşturma ve modernliği Batı’nın tekelinden kurtarıp kendi modernliğini tesis etme gayretidir.[7] Bu çerçevede ilk defa Japon düşünürler  bu kavramı ortaya atmıştır. Özellikle Amerika’ya karşı kullanılmıştır. Tabi daha sonra bu düşmanın yanına Avrupa da eklenmiştir. İlginçtir, Japon düşünürlerin yarattığı bu kavramın içine zamanla Japonya da içine girmiştir.
Şarkiyatçılıkta “Doğu'yu adam etmek” en önde gelen amaçtır. Garbiyatçılık ise, Şarkiyatçılığın ortaya koyduğu önyargılı bakış açısına karşı, genel anlamda Batı'yı, ama özellikle Avrupa'yı eleştiren hatta bir yerden sonra kötüleyen ve basmakalıplara dayanan görüşler toplamına verilen addır.

Modernlik ile Batı'yı, özellikle de Avrupa'yı özdeşleştirip, bunun Doğu'nun manevi kültürünün parçalayıcısı olduğunu söylemek, Garbiyatçılığı ateşli biçimde savunan ve benimseyenlerin hemen girmeyi tercih ettiği yoldur. Buradaki tutamak “Batı pop kültürünü, küresel kapitalizmi, ABD dış politikasını, büyük şehirleri ya da cinsel serbestliği bahane ederek Batı'ya savaş açma arzusudur.” [8] Diğer bir deyişle, bunları kullanarak taraftar edinmek ve böylelikle kendi savaşımını güçlendirmek ana amaçtır.

Ian Buruma ve Avishai Margalit, pek çok “izm” gibi Garbiyatçılığın (Oksidentalizmin) da Avrupa'da doğduğunu savunur. Bugün Garbiyatçılığın çağdaş biçimleri Amerika'ya yoğunlaştığından “anti-Amerikanizmin, belirli Amerikan politikalarının, İsrail ya da çokuluslu şirketler ile IMF ve küreselleşmenin doğal sonucu olarak” algılanmakta ve nitelenmektedir.”[9]

Garbiyatçılık tüm bunlar göz önüne alındığında, tam anlamıyla anti-Amerikanizm midir? Buruma ve Margalit'in bu soruya yanıtı olumsuzdur. Garbiyatçılık, kendi karşıtı olan ve kendisini savunduğu Şarkiyatçılık gibi insancıllığın içinden insanı silmiştir; o da Şarkiyatçılık gibi bağnaz ve indirgemecidir. Kısacası arı bir ötekileştirmeyi kurar ve işletir; buradan güç kazanmaya çabalar.

Buruma ve Margalit'in “Garbiyatçılık damarı” dediği şey de böylece kendini açığa vurur. “Bu damar, köksüzlük imgesiyle (...) şehre; bilim ve akılcılıkta kendini gösteren Batı düşüncesine, burjuvaya ve saf inanca dünyada yer açabilmek için kafası ezilmesi gereken kafirlere düşmanlıktır.”[10] Bu uğurda mücadele etmek aynı zamanda kutsal bir görev olarak anlaşılır.


Garbiyatçılık için Batı şehri pek de olumlu anlamlar taşımaz: “Şehir dev bir pazaryeri olarak algılandığından, her şey ve herkes satılıktır; oteller, genelevler ve büyük marketler iyi hayat düşleri satar. Para, insanlara içinde doğmuş oldukları bir hayat tarzıyla davranabilme olanağı verir. Şehirlilerin hepsi yalancı görüntüsü yansıtır.” Garbiyatçılar, şehir, kapitalizm ve Batılı makine uygarlığını “doymak bilmez bir otomat olan ruhsuz bir orospu” şeklinde tanımlar.[11]

11 Eylül'de “intikam alınan semboller de “böyle” bir şehirde bulunuyordu: “New York, Amerikan İmparatorluğu'nun başkentiydi; bütün ırk, millet ve inançların bir arada olduğu küresel kapitalizmin hizmetinde çalışanların doluştuğu İkiz Kuleler, 'kutsal savaşçıların' nefret ettiği en büyük modern İnsan Şehri'nin temsilcisiydi.”[12]

Şehir bir bakıma ayartıcı havanın hüküm sürdüğü yerdir ve iğrenç şehvetleri kolayca tetikleyebilir. Burada vurgulanan saldırganlığın doğal sonucu öç almadır ve kendisinden öç alınacak olan da şehir insanlarıdır. Şehir insanlarına insanca davranmamak gerekir, çünkü onlar ruhlarını kaybetmiştir. [13] Buruma ve Margalit'e göre “politik ve dinsel ya da onların karışımı” pek çok yıkıcı “devrim”, “şehirden etkilenmemiş şehirlilerin fikri olarak şehirde doğmuştur.

Şarkiyatçılık üzerinden Doğu’yu adam etmeye çalışan Batı kendi eliyle düşmanını yaratmıştır. Zıtlıkların düşmanlığı bu tarihsellik ve sosyolojik üzerine bina edilmişken  dünya barışının tesis edilmesi için çalışacak olan biz gelecek nesillerin işi çok zor olacaktır.
 



[1]  Meydan Larousse Büyük Lügat ve Ansiklopedi, “Oryantal”, cilt 9, Meydan Yayınevi, İstanbul s. 625 ; ayrıca bkz. S.,Germaner; Z. İnankur, Oryantalizm ve Türkiye, Türk Kültürüne Hizmet Vakfı Yayınları, İstanbul, s. 9.
[2]  Selahattin Sönmezsoy, Kurân ve Oryantalistler, Fecr Yayınları, Ankara, 1998, s. 25.
[3] Recep Şentürk, “Oryantalizm ve Sosyal Teori”, Oryantalizmi Yeniden Okumak Batı’da İslam Çalışmaları Sempozyumu, (11-12 Mayıs 2002 Adapazarı), Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, Ankara, 2003, s.43.
[4]Edward W. Said, ŞarkiyatçılıkMetis Yayınlarİstanbul, s.49
[5] Edward W. Said, Şarkiyatçılık, Metis Yayınlar, İstanbul, s.51
[6]  Necmettin Arıkan, Golden Dictionary, Altın Kitapları Yayınevi, s. 410.
[7] Ali Şükrü Çoruk“Oryantalizm Üzerine Notlar”, Afyon Kocatepe Üniversitesi SosyalBilimler Enstitüsü Sosyal Bilimler Dergisi / C. 9, S. 2, Aralık 2007, s. 199.
[8] Ian Buruma &AvishaiMargalit, Garbiyatçılık, YAPI Kredi Yayınları, İstanbul, s. 12
[9] Ian Buruma &AvishaiMargalit, Garbiyatçılık, YAPI Kredi Yayınları, İstanbul, s.14
[10] Ian Buruma &AvishaiMargalit, Garbiyatçılık, YAPI Kredi Yayınları, İstanbul, s. 16
[11] Ian Buruma &AvishaiMargalit, Garbiyatçılık, YAPI Kredi Yayınları, İstanbul, s.22
[12] Ian Buruma &AvishaiMargalit, Garbiyatçılık, YAPI Kredi Yayınları, İstanbul, s.24
[13] Ian Buruma &AvishaiMargalit, Garbiyatçılık, YAPI Kredi Yayınları, İstanbul, s.41

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

40 Yaşında Öğrendiğim 4 Gerçek